Türkiye’de Suikasta Kurban Giden Önemli isimler !

Ülkemizde, beklenmedik şekilde cinayete kurban giderek herkesi şoke eden pek çok isim oldu maalesef. Sözlük yazarı “mbdinc”, bu isimlerden bazılarını kronolojik olarak sıralamış.

suikast (tdk tanımı): bir devlet büyüğünü veya önemli bir kişiyi plan kurarak öldürme.

Türkiye Cumhuriyet tarihi içerisinde birçok önemli isim karanlık eller tarafından suikasta uğramış olup bu suikastlardan ölümle sonuçlanan bazılarını hatırlamak ve ölenleri anmak için çeşitli kaynaklar kullanarak kronolojik bir derleme yaptım. sürçü lisan ettiysem affola.

23 aralık 1930 – mustafa fehmi kubilay

mustafa fehmi kubilay, izmir’in menemen ilçesinde yedek subay olarak askerlik yapmaktaydı. 23 aralık günü menemen’e gelen silahlı bir grup, sabah namazı sonrasında şeriat yanlısı bir grup ilçe sakinini de yanlarına alarak isyan başlattılar. arkalarında 70 bin kişilik bir halife ordusunun bulunduğunu iddia eden grup, şeriat bayrağı altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceğini söyledi. kubilay aldığı emir üzerine bir manga askerle olay yerine intikal etti. olayları sakinleştirmeye çalışırken yaralanan kubilay, yakındaki camiye sığındı. ancak isyancılar kendisini gizlice takip etti ve camide bıçakla başını bedeninden ayırdılar. olay yerine gelen takviye kuvvetler isyancıların bir kısmını öldürdü ve bir kısmını tutukladı.

1925’teki şeyh sait ayaklanmasından sonra tanık olunan en önemli isyandı bu. 31 aralık 1930’da bölgesel sıkı yönetim ilan edildi. divan-ı harp’te yargılanan tutuklular, kubilay’ı şehit ettikleri yerde idam edildi. cumhuriyet tarihimizin ilk yıllarında suikasta kurban giden bu önemli isim günümüzde hala hatırlanmakta ve saygıyla anılmaktadır.

17 nisan 1978 – hamit fendoğlu

1979 yılına gelindiğinde türkiye hem siyasi hem de iktisadi çalkantılar içerisindeydi. temel gıda maddelerinin eksikliği, elektrik kesintileri bir yandan, terör örgütlerinin faaliyetleri öte yandan; zor bir dönemden geçiyordu ülke. milliyet gazetesi genel yayın yönetmeni abdi ipekçi, 31 ocak 1979’da ankara’ya gitti. 1 şubat günü saat sabah 10 sularında bülent ecevit ile ülkenin içinde bulunduğu durumu görüştükten sonra akşam istanbul’a uçakla döndü. uçakta sakıp sabancı ile yan yana, ülke meselelerini konuşarak geldiler. uçaktan inince gazete binasına gitti. bu meyanda iran’da ayetullah humeyni, devrimi başlatmıştı. iran’la ilgili bir yazı hazırladıktan sonra hasan pulur’la bir kaçakçılık dosyası üzerinde konuştu ve binadan ayrıldı. evine dönüş yolu üzerinde trafiğin durduğu bir noktada saldırgan arabasına yaklaşıp 5 el ateş etti ve olay yerinden kaçtı.

herhangi bir ideolojiyi temsil etmeyen ve uzlaştırıcı bir kimliği bulunan abdi ipekçi’ye yapılan suikast, türkiye’de infiale sebep oldu. 2 şubat 1979 tarihinde gazeteler siyah başlıklarla çıkarıldı. saldırgan mehmet ali ağca 5 ay sonra istanbul beyazıt’ta bir kıraathanede yakalandı. ağca’yı yakalayan polis 37 yaşında olmasına karşın bilinmeyen sebeplerle emekli edildi. mehmet ali ağca da hapisteki 6. ayında hapisten firar etti.

19 temmuz 1980 – nihat erim

nihat erim, 1912 senesinde kocaeli’nde doğdu. galatasaray lisesi sonrasında istanbul üniversitesi hukuk fakültesi’nde tahsil gördü. paris hukuk fakültesi’nde doktora yaptı. 1941 yılında profesör oldu. 12 mart muhtırası sonrasında kurulan hükümetin başbakanı olarak 1971-72 yıllarında görev yapmış nihat erim, aynı zamanda denzi gezmiş, hüseyin inan ve yusuf aslan’ın idamıyla sonuçlanan balyoz harekatı’nı başlatan siyasetçi olarak da biliniyordu. 12 eylül darbesi’ne giden süreci hızlandıran suikastı, ülkede infial yarattı.

19 temmuz sabahı, arabasından inip dragos deniz klubü’ne doğru yürümeye başlayan erim’e, ellerindeki silahları poşetlere gizleyen iki dev-sol tetikçisi defalarca ateş etti. erim olay yerinde anında hayatını kaybederken, suikastçılar olay yerine “faşist gün sazak’tan sonra faşist nihat erim’i işkencecileri, hükümeti ve devrimcilerin katlini protesto için cezalandırdık” yazılı pankartı bırakıp kaçtı. suikast sonrası ülke çapında operasyonlar başlatılması sonrası eylem talimatını veren elebaşı dursun karataş ve tetikçiler yakalandı. ancak onlara suikast emrini kimin verdiği hep karanlıkta kaldı.

31 ocak 1990 – muammer aksoy

1917 doğumlu muammer aksoy, ankara üniversitesi hukuk fakültesi’ni bitirdikten sonra yine bu alanda isviçre’de doktorasını yaptı. ankara üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapan aksoy aynı zamanda chp parti meclis üyeliği görevini de yürüttü. atatürkçü düşünce derneği’nin kurucu üyelerinden olan aksoy, 12 eylül 1980 sonrasında da ankara barosu başkanlığı yaptı.

31 ocak akşamı barodan evine dönüyordu, apartmandan içeri girdiği sırada göğsüne ve başına sıkılan iki kurşunla hayata veda etti. yapılan tahkikat sonrası boş kovanlardan başka kanıt bulunamadı ancak emniyete gelen bir telefon suikastın “islami intikam örgütü” tarafından gerçekleştirildiğini söyledi.

7 mart 1990 – çetin emeç

1935 doğumlu çetin emeç, galatasaray lisesi sonrasında istanbul üniversitesi hukuk fakültesi’nde tahsil gördü. gazeteciliğe 1952’de babasının “son posta” isimli gazetesinde başladı. ilerleyen yıllarda hürriyet ve milliyet gazetelerinde genel yayın yönetmenliği yaptı.

7 mart 1990’da işe gitmek üzere evden çıktığında şoförü ile birlikte öldürüldü. sabah gazetesi 8 mart 1990 günü “cinayeti türk islam komandoları üstlendi” gibi bir manşet attı. katil zanlısı irfan çağırıcı bir süre sonra yakalandı ve suçunu itiraf etti. çetin emeç’in adı tüm türkiye’de bir çok bulvara ve bayrampaşa’da bir stadyuma verildi.

uğur mumcu – 24 ocak 1993

uğur mumcu 1942’de kırşehir’de dört kardeşin üçüncüsü olarak doğdu. eğitim hayatına ankara’da başladı. ankara üniversitesi hukuk fakültesi’nde okurken “türk sosyalizmi” isimli makalesiyle yunus nadi ödülünü aldığında başarılı bir gazeteci olacağı belliydi. 12 mart döneminde yazdığı yazı dolayısıyla 1 yıl tutuklu kaldı. daha sonra askerliğini “sakıncalı piyade er” statüsünde patnos/ağrı’da yaptı. yeni ortam gazetesinde çalışmasını müteakip cumhuriyet’te yazmaya başladı. 1975 yılında süleyman demirel’in yiğeni yahya demirel’in hayali mobilya ihracatını anlatan “mobilya dosyası” isimli kitabını altan öymen ile beraber çıkardılar. 1981 yılında “silah kaçakçılığı ve terör” isimli kitabı çıkardı. 12 eylül döneminde aydınlara yapılan işkenceyi anlatan “sakıncasız” adlı oyunu yazdı.

uğur mumcu 8 ocak 1993’te cumhuriyet’te yazdığı köşe yazısında yeni yayınlayacağı kitapta kürt milliyetçileri ve istihbarat örgütleri arasındaki ilişkiyi açıklayacağını yazmıştı. 24 ocak 1993’te ankara karlı sokak’taki evinin önünde arabasına konan c-4 tipi plastik bombanın patlaması ile yaşama veda etti. gazetecilik hayatı başarılarla dolu mumcu’nun suikastının failleri yıllar geçmesine rağmen yakalanamadı. bugün ülkede özlemini duyduğumuz gazeteci duruşuna sahip uğur mumcu’yu anlatan birçok kitap yazıldı, belgesel yapıldı ve her sene anısına gazetecilik ödülleri veriliyor.

ali gaffar okkan – 24 ocak 2001

ali gaffar okkan 1952’de sakarya, hendek’te dünyaya gözlerini açtı. 1970’de polis kolejinden, 1973’te de polis akademisinden mezun olarak izmir’de komiser yardımcısı olarak göreve başladı. burada bir süre görev yaptıktan sonra 1983’te şanlıurfa emniyet müdürü olarak atandı. buradan sonra birkaç il gezdikten sonra 1997 senesinde diyarbakır il emniyet müdürü olarak göreve başladı. hizbullah terör örgütü’nün çökertilemesinde büyük rol oynadı. kadın polisler ilk defa onun zamanında diyarbakır’da sokağa çıktı ve trafiği yönetti. diyarbakır’da sokakta kaybolan çocukları toplama ve yaşlılara yardım edilmesi gibi projelerle polisin diyarbakır halkı tarafından sevilmesini sağladı.

24 ocak günü akşam makamından valilik binasına yol aldığı sırada, arabası 10 kadar terörist tarafından uzun namlulu silahlarla tarandı. kendisi ve 5 polis şehit oldu. olay sonrasında yerde 430 mermi kovanı bulundu. suikastın hizbullah tarafından düzenlendiği iddia edilse de, bu vatansever adamın katilleri yıllardır yakalanamadı.

19 ocak 2007 – hrant dink

hrant dink, 1954 yılında malatya’da doğmuş ermeni asıllı bir türkiye vatandaşı. anne babasının ayrılması sonrasında iki kardeşi ile istanbul gedikpaşa’daki ermeni yetimhanesinde yetişti. marksist – leninist ideolojiyi benimseyen dink, istanbul üniversitesi zooloji bölümünde tahsil gördü. kardeşleriyle bir yayınevi işletmeye başladı ve aynı zamanda eşi rakel’le beraber tuzla ermeni çocuk kampı’nı yönetmeye başladı. ancak devlet bir süre sonra buraya el koydu ve kapattı. ermenilere yönelik önyargıları kırmak amacıyla “agos” isimli ermenice-türkçe gazeteyi kurdu ve başyazarlığını üstlendi.

19 ocak 2007’de şişli halaskargazi caddesi üzerinde yakın mesafeden silah atışıyla vuruldu. katil zanlısı genç ogün samast kameralardan teşhis edildi ve babasının ihbarı sonrası yakalandı. suçunu ve tetikçilerini itiraf etti ve ekledi: “pişman değilim”. davası hala devam etmekte.

Haberi Beğendiniz mi ?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid