Hayatı trajedilerle dolu olsa da yılmamış bir yıldız: Keanu Reeves!

Keanu Reeves, belki de Hollywood’un en meşhur içine kapanık aktörü. Henüz Oscar almamış olsa da insanlar ona gönüllerinin Oscar’ını verdi bile.

İngiliz asıllı annesiyle Çin asıllı Hawaii vatandaşı babası Lübnan’da bir gece kulübünde tanışan Keanu Reeves’in ismi “dağlardan esen rüzgar” anlamına gelmektedir. Anne ve babası boşandıktan sonra annesi kız kardeşiyle Keanu’yu ülke ülke gezer. Dört lise değiştiren ve hiçbirinden mezun olamayan Reeves, 15 yaşında Wolfboy adlı oyunla Toronto’da oyunculuk kariyerine başlamıştır. Trajedilerle dolu bir hayatı olmuştur Keanu Reeves’in. 1993’te en iyi arkadaşı River Phoenix’i kaybeder. Kız kardeşinin lösemi hastası olması, erkek kardeşinin ise devamlı hapse girip çıkması yüzünden bir türlü kendi hayatını yaşayamaz. Reeves birkaç sene sonra Jennifer Syme ile tanışır, 1999’da sevgilisi düşük yapar. Birkaç yıl sonra da Reeves’in “absürt” olarak tanımladığı trajik bir olay ona hayatının son oyununu oynar; sevgilisi Jennifer Syme, katıldığı bir parti çıkışında trafik kazası geçirerek hayatını kaybeder.

Anne ve babası henüz çocukken ayrılırlar, kostüm tasarımcısı annesi onu ve kız kardeşini alarak ülke ülke dolaşır. 7 yıl içerisinde Avustralya, ABD ve Kanada’yı dolaşan aile sonunda Kanada’ya yerleşmeye karar verir. Babası 1994 yılında uyuşturucu kullanmak suçundan tutuklanır ve 10 yıl hapse mahkum edilir.

“Babamla ilişkim son derece zorluydu. Büyük acı ve keder doluydu. Tam anlamıyla bir kayıp ve kötü bir ilişkiydi.”

Keanu lise hayatı boyunca 4 okul değiştirir ve hiçbirinden mezun olamaz. Disleksi rahatsızlığı bulunduğu için akademik bilimleri öğrenmek onun için her zaman zor olmuştur. Reeves’in oyunculuk yeteneği onu prestijli bir sanat okuluna götürür, ancak daha sonra bu okuldan da atılır.

17 yaşına geldiğinde Yeşil Kart alan Keanu Reeves Los Angeles’ın yolunu tutar.

Reeves’e göre 14-15 yaşlarındayken annesi onu terk etmiştir, sahip olduğu özgür ruh buradan gelmektedir. Esasen Keanu çocukluğunda Kanada Ulusal Hokey Takımı’nda oynamayı hayal etmektedir. Son derece yetenekli bir kalecidir ve lakabı da “duvar”dır. Eğer bütün bu travmaları yaşamamış olsaydı belki de onu bir hokey oyuncusu olarak izliyor olacaktır.
Reeves her gün 8 saat araç kullanarak New York’a gidip gelmektedir. Bu kadar zahmeti çekmesinin sebebi Robert de Niro, Al Pacino ve Matthew Broderick gibi isimlerin ders verdiği HB stüdyolarında oyunculuk derslerine katılmaktır.

Haberi Beğendiniz mi ?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid