Game Of Thrones 8. sezon 2. bölüm incelemesi !

İnsan öleceğini bilse ne yapar? Son sözü ne olur? Her şeyin son bulacağını düşünse affedebilir mi? Game Of Thrones’un final sezonunun hüzün dolu bu ikinci bölümünde, kalenin içine sığınmış bir avuç insanın bu sorularla birbirlerinde cevap aradıkları ve bir yandan umut ederken diğer yandan yaşamın değişmez ikilisi olan ölümü beklediklerini gördük. Kapının hemen ardındaki ölümü.

Sonrası olacağını nereden biliyorsun? – Bran Stark

Jaime Lannister, ya da herkesin deyimiyle “Kral katili.” Bir zamanların en iyi kılıç tutan “Altın Aslanı.” Aşkı ve ailesi için her şeyi göze almış bir şövalye.

Bir yanda parçaladığı bir aile, babasını öldürdüğü bir kraliçe, ölüme ittiği bir çocuk. Diğer yanda hayatını kurtardığı kardeşi, elini feda ettiği bir savaşçı. Bir nevi 8 yıldır aldığı her kararın ağırlığı karşısında yargılandığı bir mahkeme.

O şerefli bir insandır. diyor Brienne Of Tarth. Açıklayamadığı bütün hislerle ona güvendiğini söylüyor ve son bir kez daha savaşmak için Jaime’ye kılıcı geri veriliyor.

Jaime, belki de hiç sahip olamadığı bir ailenin içinde, tek eliyle artık ölümü bekliyor. GoT’un en anlamlı hikayelerinden biri, büyük ihtimalle ölümle son bulacak.

Affedilmiş bir şekilde.

“Sonsuz bir gece.” – Bran Stark

“O şerefli bir insandır.” diyor Brienne Of Tarth. Açıklayamadığı bütün hislerle ona güvendiğini söylüyor ve son bir kez daha savaşmak için Jaime’ye kılıcı geri veriliyor.

Jaime, belki de hiç sahip olamadığı bir ailenin içinde, tek eliyle artık ölümü bekliyor. GoT’un en anlamlı hikayelerinden biri, büyük ihtimalle ölümle son bulacak.

Affedilmiş bir şekilde.

“Sonsuz bir gece.” – Bran Stark

Savaş masasındayız. Dizi boyunca birçok kez yapılan irili ufaklı savaşlarda hayatta kalmayı beceren kahramanlarımız, ölüler ordusunu nasıl yeneceklerini tartışıyorlar. Kimsenin ne fikri var ne de umudu…

Jon, Night King’i öldürmeleri gerektiğinin bilincinde fakat nasıl yapacağı hakkında fikirsiz. “Beni istiyor” diyor kardeşi Bran. Artık bütün kahramanlarımızın garipliğine alıştığı yeni yetme bilgemiz, Night King’in amacını da sonunda açıklıyor. “Anıların, hikayelerin olmadığı sonsuz bir gece” Yani ölümün ta kendisi.

Savaşçı adına, sana yiğitlik görevi bahşediyorum. Babanın adına, sana adil olma görevi bahşediyorum. Annenin adına, sana masumları koruma görevi bahşediyorum.” – Jaime Lannister

GoT’un kendine has özelliklerinden biri bildiğiniz gibi sürprizleri… Çoğunlukla ölümle sonuçlanan bu sürprizlerin içerisinde en hüzün dolu olanı ise bu bölüm gerçekleşti diyebiliriz.

Brienne hayatı boyunca olduğu gibi yine erkeklerin arasında var olma savaşı verirken, en çok beklediği anın, artık emrinde savaşmayı arzulayan bir şövalye tarafından gerçekleştirileceğini kim bilebilirdi ki?

GoT’un en özel anlarından biri ve Gwendoline Christie ile Nikolai Caster-Waldau’nun akıllara ve kalplere kazanan oyunculukları…

“Kuzey ne olacak?”

Bölümün her yerine ilişmiş hüzün dolu hava yüzünden bu yazıda kritik bir noktaya çok değinmedim. Ama Night King ile savaşın en önemli konu olmadığı fikrim hala aynı.

Sansa’nın Daenerys’e karşı savaştan sonra “Kuzey ne olacak” çıkışı tahminimi güçlendiriyor. Cersei’nin bu durumu en çok isteyen kişi olduğunu bilerek, bizi kesinlikle bir savaşın daha beklediğini söyleyebilirim.

Haberi Beğendiniz mi ?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
Rating: 5.0/5. From 1 vote.
Please wait...